Engin Gençtan’ın Sözleri -2- »

 
  Güzel sözler söylemek… Birçoğumuzun beceremediği bir kaçımızında söyleyebilecek bile olsa söyleyemediği iletişimin en güzel boyutudur güzel sözler.. İşte web sitemizde bu yüzden kuruldu.
  Tamamen güzel sözler söylemek için… Güzel sözler duymanız dileğiyle…

23rd
TEM

Engin Gençtan’ın Sözleri -2-

Gönder tigris | İlgili Kategoriler: Özlü Güzel Sözler

Ölümden korkarız, çünkü bu korku hayatta kalmamızı sağlar, içgüdüseldir. Ama “yaşamdan korktukça” ölüm korkularıyla yaşamayı seçmiş oluruz.

Zaman bana bir insan hakkında bilgi sahibi olmanın onu tanımak anlamına gelmediğini öğretti.

İnsanların kapılarını birbirlerine açabilmelerini sağlayan yol, acele yorumlamalarla ucunu kapatmadan, karşımızdaki insanı sürekli anlamaya çalışmaktan geçer.

İnanç sistemlerinin yargılanamayacağına inanıyorum, kişinin kendisini iyi hissetmesine katkıda bulunduğu, “yalnız kalpler kulubü”ne dönüşmediği ve politik amaçlarla kullanılmadığı sürece.

Çoğu zaman, sevilme beklentilerimizin karşılanması uğruna sevmeyi unutuyoruz.

Yargılama, bastırılmış olduğu için bilinç düzeyine ulaşamayan düşmanca eğilimlerin, yani yaşamazlığın bir ürünüdür.

Yaşam konuşulmaz, yaşanır, sözcükler yaşamın içinde paylaşılır.

Zaman zaman kendimizi, yaşam önde biz peşinde koşarken bulduğumuz dönemler olabilir. Sürekli birşeyler kaçıyormuşcasına yaşayan insanların sayısı giderek artıyor, “yaşamın amacı ölümdür” ilkesini izlercesine. Birbirimize ulaşabilmemize fırsat tanımayan böylesi bir acele insanı hızla sığlığa doğru sürüklerken, gün gelip de geriye bakıldığında, tekdüze sürdürülmüş bir yaşamın hüznünden başka birşey, bulmak mümkün değildir.

Şöyle yada böyle yaşanmalı diye bir model olmadığından, önemli olan insanın kendisiyle dürüst olması ve iç dünyasından gelen sesleri dinlemeyi öğrenmeye çalışmasıdır.

Öyle insanlar hala vardır herhalde dünyanın bir yerlerinde, pek kimsenin uğramadığı mekanlarda şimdi ve oradayı yaşayan, kendilerini kabul ettirme ihtiyacını duymadıkları için başkalarına karşı sosyallik maskesi takmak zorunda olmayan, tümden yitirmedikleri içgüdüleri sayesinde yaşamla varoluşun tekliğini yaşayabilen…
Ölmekten korkmamızın temelinde dünyamızı kaybetme korkusu bulunur, çünkü insan ve dünyası bir bütündür.

Okunarak öğrenilecek ve yaşanarak öğrenilecek şeyler var; önemli olan bu ikisinin bireşimini oluşturabilmek.

Hayat, ayrıntı olarak bakmaya şartlandırıldığımız için göz ardı ettiğimiz yerlerde aslında.

İlişki aynı zamanda, bir şeyleri birlikte yapmaktan mutluluk duymaktır. Önemli olan yapılan iş değil, yapılan şeyin birlikte yapılması ve o şey yapılırken bir bütün olabilmek. Dolayısıyla olmak, yapmaktan önce gelir.

Aslolan, hangi şekilde olursa olsun, insanın, olabildiğince, kendisini kendi olarak hissedebileceği bir hayatı sürdürmeyi gerçekleştirebilmesidir.

Doğduğumuzda yargılamayı bilmiyoruz, sonraları yargılandıkça yargılamayı öğreniyoruz. Yargıladıkça da sağduyudan uzaklaşıyoruz.

Başkalarının hissettiklerini hissedebilmemiz, bizim de kendi iç dünyamızla ilişkimizi olabildiğince yalın bir biçimde yaşayabiliyor olmamızı gerektirir.

Sizde Yorum Yazın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız